Biz Yaman'a kitap yetiştiremiyoruz. Bunu öyle aman da çocuğumuza kitapları sevdirdik övüncüyle söylemiyorum. Evet sevdi o ayrı. Ama kitaplar çok pahalı be. Ben işte ucuz olsun diye internet üzerinden hemen hemen %20 daha ucuza alıyorum ama gene de pahalı. Bu bizim düdük için bir gelenek oldu, kitap okunmadan uyumuyor. Adam sevdiklerini tekrar tekrar 20-30 defa okutmasa iyice bittik demektir. En son toplu siparişi herhalde yazın vermiştim. Hepsi bitti. Tekrar tekrar okundu cılkı çıktı. Şimdi onlar Yaman okumayı sökene kadar kenarda bekleyecek. (Sonra tekrar kendisi okuyacak, hem de bize, bunca yıl emek verdik, biraz da o bizi uyutsun değil mi?) Benim son 2-3 yıldır kazandığım bir alışkanlığım var, bloglarda, şimdilerde twitlerde bahsedilen ve ilgimi çeken kitapları ideefix veya DR hesabımda favorilerime ekliyorum, biriktiriyorum. İşte yıllık bir plan yapıyorum, mesela yılda 4 defa toplu alışveriş yapılacak. Alışveriş zamanı gelince yekünü görünce gözlerim pörtlüyor. Hadi bakalım Yaman'ın okumasından kısmamak için kendi okumamdan kısmak zorunda kalıyorum bu sefer. Bu kitabı sonra alırsın, boşver, evde okunacakları bitir hele gibi bahanelerle kendimi teskin etmeye çalışıyorum. Ulan zaten hep taksitle alıyorum. Bütün bir yıl kitap borçları ödüyorum. Son siparişle gelen kitaplar tükenince bizi bir telaş sardı tabii. Tam yıl sonu, vergi dilimi artmış, maaş kuşa dönmüş. Bütçe her zaman ki gibi darma duman. Zaten kış geldi, doğalgaz girecek boru gibi. Ha zaten elektrik doğalgazla yarış halinde bilmiyorum farkında mısınız? Neyse Mehmet dedi, dur, biraz sıkalım dişimizi bizim kitaplara başlayalım. Ben korktum tabii Stephen King falan okur, manyak eder çocuğu diye. Önce Jack London'dan başladık. Sarmadı. Henüz zamanı değil. Sonra fantastikleri deneyelim dedi. Belgariad Serisine başlandı. Neyse o sardı. Şimdi ikinciye geçtiler. Seri bitene kadar rahatız da. Durum iyi değil. Bu çocuğun bir an önce okumayı sökmesi, eski kitaplara dönmesi şart. Batacaz yoksa. Var mı bildiğiniz, 10 TL'nin altında, 500 sayfa kalınlığında çocuk kitapları? (Ya hikayeydi gülüyorduk, gezgin kitapçılık yaygınken Anadoluda kütüphanesini metreyle ölçüp, ona göre kitap alanlar vardı. Benim ki de o hesaba döndü be:)Neyse İdeefixte fiyat duyarlı tarama yapayım ben. Jules Verne kitaplarına başlamalı. Onlar herhalde bir 3 ay götürür bizi. Adam hem bilim kurgunun babası. Gerçi günümüzde kurgusu kalktı ortadan. Hepsi bilimsel gerçek oldu ya neyse.
Twitter Bir Ruh E-Şeysi
Ben ki Temmuz ayından beri hergün aralıksız Yoga yapıyor, her şeyi yavaşlatmaya çalışıyor, kendimi akışa bırakıyor, takma kafana tokadan başka gibi demode esprilerle gün geçiriyorum. Sonra uzanıyorum koltuğa öyle Romalılar gibi. Giresunlu arkadaşımın getirdiği fındığım bir yanda, eniştemin Tunceli’den getirdiği cevizim diğer yanda, Çankırı’dan gelen Kuşburnu çayım, Kınık Sodam, Kaynak Suyum…Güzel ülkemin bu nadide lezzetlerine şükrede şükrede kuruluyorum koltuğa. Saatlerce kımıltısız kalacağım. Kitap okuyacağım. Gözlerim kapanır gibi olursa, TV’yi açıp, hiçbir işime yaramayacak programların hiçbir çaba harcamadan zihnime akmasını sağlayacağım. Ama ruhum huzur bulmuyor. Çünkü Twitter diye bir naneye üye olmuşum. Ya takip etmekte olduğum 142 kişi ve kurumdan herhangi biri benim veya Yaman’ın veya Mehmet’in veya bu dünya üzerinde sevdiğim herhangi birinin işine yarayacak bir sır verdiyse? Öffff.
TV ve bilgisayarın sonu ne olacak? İnsan sınırsız bilgiye nasıl ulaşacak? Ruhu nasıl huzur bulacak? Bu ve buna benzer sorular beni bitiriyor.
Bir gün gelecek insanların kıçına çip yerleştirecekler. Bir gün gelecek, insanlar o çiple her şeye vakıf olacaklar.
İşte ben o gün o çipi sökecek ve kendimi özgür kılacağım.
Niye ben böyleyim? Öldürücü bir kedi merakı. Kullanılabilir bilgi avcılığı. O bilgilerle insanlara yararlı olma arzusu. E hemşire olaydın o zaman, doktor olaydın. Bu ne ya? Sıkıldım kendimden. Öffff. Off'tayım bu ara. Twitter'a falan da bakmıycam işte.
Etiketler: Günlük Hayat
Tangram'ın Faydaları
Dikkat eksikliği tedavisinde ilaç dışı yöntemleri araştırırken Tangram’ın yurt dışında ne kadar çok kullanıldığını fark ettim. Dikkat eksikliği, unutkanlık ve algılama güçlüğü gibi problemlerle başa çıkmak için beyin egzersizlerini öneriyorlar. Tangram’ın geometri hakkında olumlu duygular geliştirmek, uzamsal-görselleştirme becerileri kazandırmak, şekilleri sınıflandırmak, ilişkiler ve geometrik şekiller için sezgisel bir his geliştirmek, mekansal rotasyon becerilerini geliştirmek, “uyumlu” ve “benzer” olanı tanıtmak gibi daha bir çok faydası var. Alzheimer olmaktan çok korktuğum için ben de çözüyorum. Yaman hergelesi benden daha başarılı.
Bilgisayarda oynamak isteyenler için Tangram sitesi
Takıldığınızda yerleşimin nasıl olması gerektiğini de gösteriyor. (Hiçbir esprisi kalmıyor o ayrı)
Yok ben çocuğumun bilgisayara girmesini istemiyorum diyenler için Tangram PDF’leri
Şablonları kullanarak kartondan veya köpük kağıttan kesebilirsiniz.
İş Bankasının Tangram sitesi
İş Bankasını Satranca verdiği destek için de ayrıca seviyoruz.
İnternette Tangram’la ilgili yabancı içerik çok fazla. Ayrıca internet üzerinden ücretsiz Tangram kitapları da indirebilirsiniz.
Etiketler: Günlük Hayat, Yaman Büyürken, Yaman'ın Oyunları
Yaman'ın Chagall Yorumu
Yolda
-Çakal Sergisine mi gidiyorsunuz şimdi?
-Hayır baba Şagal Sergisine gidiyoruz. Çizdiği atlar özgürlüğü temsil ediyormuş biliyor muydun?
Sergide (3 Katı Chagall'a ayırmışlar, ikinci kata gelince kıpraşmaya başladı)
-Çok acıktım anne çıkalım.
-Oğlum sen istedin buraya gelmeyi, bütün sergiyi gezmeden çıkmam Yaman,(bir yandan resimlerin künyelerini okuyorum, adı, hangi teknikle çizildiği...) Ne güzel resimler baksana.
-Neresi güzel ya? Doğru düzgün renkli resim yapmamış ki, hep çini mürekkebiyle çizmiş, çok sıkıcı, çıkalım hadiii...
-Oğlum vardı ya renkli resimleri de.
-Hmmm 3-5 tane. Hadi yemek yiyelim, boşver Çakalı.
Böyle Şeyler
Domuuuzzz
Mehmet halimi hiç beğenmedi. Üç gün üst üste yatmama, balık balık bakmama alışık değil. Gitmedi işe. Kaçıncı kez bilmiyorum 5.Güc'ü izledik. Sonra da American History X'i. O sırada Yaman Efendi de bilgisayarda çizgifilm izledi. Bütün ödevlerini bitirdi. Pek usluydu. Karnabahar bile yedi. O derece. Dergi karıştırdım biraz, okuduklarımı anlamıyorum. Haberleri izliyorum anlamıyorum. Sanırım kullandığım ilaçlar sersemletiyor. Grip bulaştırmayayım diye evde hep maskeyle dolaştım. Yaman en sonunda isyan etti; "anne ben sana sarılmayı, öpüşmeyi özledim" Bu laf insanı iyileştirmez mi? Atlattım hastalığı. Doğalından aşılandım işte. İyiyim.
Etiketler: Günlük Hayat, YamanYa


